KARABURUN

Tarihi Değerler

Karaburun’un  Kösedere Köyü Boyabağı yakınlarındaki kalıntı ve buluntular, M.Ö. 1000 M.S. 1000 yılları arasında bölgede yerleşildiğini gösteriyor. Karaburun ilçesinde günümüzde çok sayıda taş ocağı ve mermer işletmesi bulunuyor. Antik dönemde de bölge aynı amaçla kullanılmış ve eski taş ocakları bu nedenle tescillenmiştir. Büyükada’da Roma Dönemi Kaya Mezarları tespit edilmiştir. Hisarcıkaltı mevkiindeki kale kalıntısı, bölgede Doğu Roma İmparatorluğu’nun  geç döneminde de yerleşim olduğunu gösteriyor. Bölgedeki Eski Çullu Camii ve Eski Mordoğan Ayşe Kadın Camii erken dönem Türk hakimiyetini göstermektedir.

Ayşe Kadın Camii

Mordoğan beldesinde 700 yüzyıl önce Ayşe Kadın isimli bir kızın vasiyeti üzerine annesi tarafından Türkiye’de bir eşi olmayan, modeli Kabe’den getirilen bir camii yaptırılmış, Mordoğan’ın nergisi, sümbülü, karanfili, zeytini genç kız tarafından çeyizine işlenmişti. Camiyi yapan usta, genç kızın elle işlediği bu motifleri caminin kubbesine doğal ot ve yumurta beyazı karışımı boyalarla işlemiştir. Ahşap doğrama ve minberi küçük parçalardan geçmeli olarak yapılmıştır. Camii içinde 450 yıl önce ahşaptan yapılan 2.5 metre boyundaki saat halen çalışır vaziyettedir. O dönemden bu yana hiç onarım görmeyen cami şu sıralar İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından onarılıyor.

Mitoloji

Karaburun’un (Eski adıyla Mimas) Yunan mitolojisinde sıkça yer aldığını görmekteyiz. Homeros’un ünlü eseri Oddysea’da rüzgarlı Mimas (Windy Mimas) olarak geçen “Mimas Dağı”, bugün Bozdağ diye adlandırdığımız dağdır. Bu dağın eskiden Mimas olarak adlandırılması “mitolojik tanrılarla savaşan gigantların (Devler) başında yer alan ve tanrı Zeus’u çok zorlayan Mimas isimli devin, üzerine erimiş demir, çelik ve bakır dökülerek öldürüldüğü ve bir daha uyanmamak üzere söz konusu dağların altına gömüldüğü’’ hikayesine dayanmaktadır.

Karaburun Yarımadası’nın ne denli rüzgar aldığı ve tarih boyunca bu rüzgarı kullanarak, sayısız değirmenler yapıldığı düşünülürse Mimas ile aradaki ilişkisi kolayca kurulabilir.

Yine Narsisus’un adını alan ve bugün aynı özelliklerle sadece Karaburun Yarımadası’nda yetişen ‘’Nergis’’ çiçeği arasında bir bağ kurulmaktadır. Bir su birikintisinde kendi aksine gördükten sonra kendisine aşık olan Narsisus’un (Narsizim kelimesi buradan türemiştir) aşkından eriyerek nergis çiçeğine dönüştüğü anlatılmaktadır.

İliada ve Oddise’nin yaratıcısı ünlü Homeros, bu topraklarda doğmuş ve yaşamıştır.

Yunan mitolojisine göre tanrıların tanrısı Zeus’un kıskanç karısı Hera, çapkın kocası Zeus’un ölümlü kadınlar ve tanrıçalarla ilişkilerini  gözetlemekle kendisini haberdar etmek üzere, yüksek tepelere iki gözcü yerleştirdiğinde; bunlardan biri olan İris’i (Thaumantia da denilen İris, tanrıların habercisi olan tanrıçadır.) de Mimas’a  göndermişti. Bugünkü İris Gölü belki de adını buradan alıyor.

Fotoğraflar